iletisim@doganinyolu.com
15 Nisan 2026

Okul Öncesi Kurum Açarken Dikkat Edilmesi Gereken 10 Temel Konu

Bir okul öncesi kurum açmak yalnızca bina bulmak ve kayıt almakla sınırlı değildir; çocuğun gelişimi, ailenin güveni, öğretmen ekibinin niteliği, MEB süreçleri ve kurumun sürdürülebilir yapısı birlikte planlanmalıdır. Bu yazıda okul öncesi kurum açarken dikkat edilmesi gereken 10 temel konu ele alınmaktadır.

Okul Öncesi Kurum Açarken Dikkat Edilmesi Gereken 10 Temel Konu

Bir okul öncesi kurum açmak, yalnızca güzel bir bina bulmak, sınıfları düzenlemek ve kayıt almaya başlamak değildir. Özellikle erken çocukluk dönemine hizmet eden bir kurum kurmak; çocuğun gelişimini, ailenin güven ihtiyacını, öğretmen ekibinin niteliğini, MEB süreçlerini, mekânın pedagojik uygunluğunu ve kurumun sürdürülebilir yapısını birlikte düşünmeyi gerektirir.

Bugün birçok yatırımcı ya da eğitim girişimcisi anaokulu açma fikrine büyük bir heyecanla başlıyor. Bu çok kıymetli bir başlangıç. Ancak okul öncesi eğitim kurumu, duygusal motivasyonla başlayan ama doğru planlanmadığında operasyonel olarak zorlayıcı hale gelebilen bir yapıdır. Çünkü bu alanda hem çocukların güvenliği hem ailelerin beklentisi hem de resmi süreçlerin doğru yönetilmesi aynı anda önem taşır.

Doğanın Yolu olarak okul öncesi eğitim danışmanlığı yaklaşımımızda, bir kurumu yalnızca açılış süreciyle değil; eğitim felsefesi, öğretmen dili, veli iletişimi, oyun temelli öğrenme kültürü, doğa temelli eğitim yaklaşımı ve yönetim sistemiyle birlikte ele alıyoruz. Çünkü iyi bir anaokulu, yalnızca açılan bir kurum değil; zaman içinde kendi kültürünü oluşturan yaşayan bir eğitim ekosistemidir.

Bu yazıda okul öncesi kurum açarken dikkat edilmesi gereken 10 temel konuyu, anaokulu açılış danışmanlığı perspektifiyle ele alıyoruz.

1. Kurumun eğitim felsefesi en baştan netleşmeli

Bir okul öncesi kurum açarken ilk sorulması gereken soru şudur:

“Biz nasıl bir çocukluk deneyimi sunmak istiyoruz?”

Bu soru yalnızca güzel bir vizyon cümlesi oluşturmak için sorulmaz. Kurumun sınıf düzeninden öğretmen seçimlerine, veli iletişiminden etkinlik planına kadar her şey bu cevabın üzerine kurulur.

Bazı kurumlar akademik hazırlığı öne çıkarır. Bazıları sanat, doğa, oyun, keşif, sosyal-duygusal gelişim ya da Montessori, Reggio Emilia, Waldorf gibi yaklaşımlardan beslenir. Ancak burada önemli olan, bir yaklaşım ismini sahiplenmekten çok, kurumun gerçekten neyi nasıl uygulayacağını bilmesidir.

Bir okul “çocuk merkezli” olduğunu söylüyorsa, bu yalnızca web sitesinde kullanılan bir ifade olmamalıdır. Sınıf içinde çocuğun merakı nasıl takip ediliyor? Öğretmen çocuğun oyununu nasıl gözlemliyor? Günlük akışta çocuğa seçim alanı açılıyor mu? Öğrenme ortamı çocuğun bağımsızlığını destekliyor mu? Çocuk hata yaptığında nasıl bir yetişkin diliyle karşılaşıyor?

Bu sorulara verilen cevaplar, kurumun gerçek eğitim felsefesini belirler.

Doğanın Yolu’nda okul öncesi eğitim danışmanlığı sürecine başlarken öncelikle kurumun eğitim yaklaşımını netleştirmeyi önemseriz. Çünkü felsefesi net olmayan bir kurumda, öğretmen dili de veli iletişimi de eğitim planı da zamanla dağınık hale gelir.

2. MEB uyumu ve ruhsat süreci en başta planlanmalı

Anaokulu açmak isteyen yatırımcıların en çok zorlandığı alanlardan biri resmi süreçlerdir. MEB anaokulu ruhsat danışmanlığı ihtiyacı da çoğu zaman bu noktada ortaya çıkar.

Kurum açılışında bina özellikleri, kullanım alanları, bahçe durumu, sınıf metrekareleri, kontenjan hesabı, yangın ve güvenlik koşulları, resmi evraklar, yerleşim planı ve ilgili kurum onayları dikkatle değerlendirilmelidir. Bu süreçte yapılan küçük bir eksiklik, açılış takvimini geciktirebilir ya da sonradan maliyetli düzenlemelere neden olabilir.

Bu nedenle bina seçimi yapılmadan önce “burayı anaokulu yapabilir miyiz?” sorusu yalnızca ticari açıdan değil, resmi uygunluk açısından da değerlendirilmelidir.

Özellikle şu başlıklar önceden kontrol edilmelidir:

Burada kritik nokta şudur: Bir bina teknik olarak uygun görünebilir ama pedagojik olarak doğru bir okul ortamı sunmayabilir. Ya da eğitim açısından çok güzel bir alan, resmi standartlara uygun olmayabilir. Bu yüzden MEB uyumlu okul öncesi eğitim sistemi kurmak, yalnızca evrak süreciyle sınırlı değildir. Fiziksel mekân, eğitim programı ve kurum işleyişi birlikte düşünülmelidir.

  • Bina kullanım amacı okul öncesi kurum için uygun mu?
  • Bahçe ve açık alan şartları karşılanabiliyor mu?
  • Sınıfların metrekareleri hedeflenen kontenjan için yeterli mi?
  • Islak alanlar, mutfak, yemekhane, uyku alanı ve ortak kullanım alanları ihtiyaca cevap veriyor mu?
  • Yangın, güvenlik ve sağlık koşulları açısından gerekli düzenlemeler yapılabilir mi?
  • Kurumun yerleşim planı hem MEB standartlarına hem de pedagojik kullanıma uygun mu?

3. Bina seçimi yalnızca lokasyon üzerinden yapılmamalı

Anaokulu açarken lokasyon elbette önemlidir. Ailelerin kolay ulaşabileceği, güvenli, görünür ve ihtiyaç olan bir bölgede konumlanmak kayıt sürecini destekler. Ancak bina seçimini yalnızca lokasyonla değerlendirmek büyük bir eksiklik olur.

Okul öncesi kurumlarda mekân, eğitimin sessiz öğretmenlerinden biridir. Çocukların hareket edebileceği, oyun kurabileceği, keşfedebileceği, dinlenebileceği ve kendini güvende hissedebileceği alanlar gerekir.

Bir binayı değerlendirirken şu sorular sorulmalıdır:

Doğa temelli okul öncesi eğitim yaklaşımını benimseyen kurumlarda bahçe, toprak, bitki, açık hava, doğal malzeme ve mevsimsel gözlem alanları daha da önemli hale gelir. Çünkü doğa temelli eğitim, yalnızca haftada bir bahçeye çıkmak değildir. Çocuğun doğayla düzenli, güvenli ve anlamlı temas kurduğu bir öğrenme kültürü oluşturmayı gerektirir.

Bu nedenle bina seçimi yapılırken yalnızca “kaç sınıf çıkar?” sorusuna değil, “bu mekân nasıl bir çocukluk deneyimi sunar?” sorusuna da cevap aranmalıdır.

  • Çocuklar gün içinde doğal ışık alabiliyor mu?
  • Sınıflar kalabalık hissi yaratmadan kullanılabiliyor mu?
  • Bahçe yalnızca “var” olmak için mi var, yoksa eğitim programının parçası olabilir mi?
  • Çocuklar için güvenli geçiş alanları var mı?
  • Giriş-çıkış düzeni kontrollü şekilde planlanabilir mi?
  • Uyku, yemek, oyun, atölye ve hijyen alanları birbirini destekliyor mu?
  • Öğretmenlerin gözlem yapabileceği, çocukların bağımsız hareket edebileceği bir akış kurulabiliyor mu?

4. Eğitim programı hazır etkinliklerden değil, bütünsel bir sistemden oluşmalı

Okul öncesi kurumlarda en sık yapılan hatalardan biri, eğitim programını etkinlik listesi sanmaktır. Oysa güçlü bir okul öncesi eğitim sistemi; gelişim alanlarını, yaş gruplarını, temaları, gözlem süreçlerini, öğretmen rehberliğini, oyun alanlarını, aile iletişimini ve değerlendirme yapısını birlikte içerir.

Bir ay boyunca yapılan sanat, müzik, drama, fen, doğa ve oyun etkinlikleri tek başına eğitim sistemi anlamına gelmez. Önemli olan bu etkinliklerin çocuğun hangi gelişim ihtiyacına cevap verdiği, nasıl gözlemlendiği ve öğretmenin bu süreçte nasıl konumlandığıdır.

MEB uyumlu okul öncesi eğitim sistemi kurarken şu unsurlar dikkate alınmalıdır:

Doğanın Yolu yaklaşımında eğitim programı, çocukların yalnızca bir şey “yaptığı” değil, deneyimlediği, merak ettiği, denediği, hata yaptığı, düşündüğü ve kendi ritminde geliştiği bir yapı olarak ele alınır.

Bir kurumun uzun vadede güçlü kalabilmesi için programın kişilere bağlı değil, sisteme bağlı olması gerekir. Yani bir öğretmen değiştiğinde eğitim dili tamamen değişmemelidir. Kurumun ortak bir pedagojik omurgası olmalıdır.

  • Yaş gruplarına uygun gelişim hedefleri
  • Aylık ve haftalık tema planları
  • Oyun temelli öğrenme akışı
  • Doğa ve açık hava deneyimleri
  • Sanat, müzik, hareket, hikâye ve drama alanlarının dengeli kullanımı
  • Sosyal-duygusal gelişimi destekleyen rutinler
  • Öğretmen gözlem formları
  • Veli bilgilendirme sistemi
  • Çocuğun bireysel gelişimini takip eden değerlendirme araçları

5. Öğretmen ekibinde ortak eğitim dili kurulmalı

Bir anaokulunun kalitesini belirleyen en önemli unsurlardan biri öğretmen ekibidir. Ancak iyi öğretmenlerden oluşan bir ekip kurmak tek başına yeterli değildir. Önemli olan bu öğretmenlerin ortak bir eğitim diliyle çalışabilmesidir.

Okul öncesi öğretmen eğitimi tam da bu noktada kritik hale gelir.

Bir kurumda öğretmenlerden biri sınır koyarken açıklayıcı ve sakin bir dil kullanıyor, diğeri cezaya dayalı bir yaklaşım sergiliyorsa çocuklar için tutarlı bir ortam oluşmaz. Bir sınıfta oyun öğrenmenin merkeziyken, diğer sınıfta etkinlik yetiştirme telaşı varsa kurumun eğitim kalitesi sınıftan sınıfa değişir.

Bu nedenle kurum açılışından önce öğretmen ekibine şu alanlarda ortak dil kazandırılmalıdır:

Öğretmen ekibi aynı pedagojik dili konuştuğunda kurumda güven oluşur. Çocuklar neyle karşılaşacağını bilir. Veliler sınıflar arasında tutarlılık hisseder. Yönetici ekip ise sürekli kriz çözmek yerine sistemi geliştirmeye zaman ayırabilir.

Anaokulu yönetici danışmanlığı sürecinde de öğretmen ekibinin nasıl destekleneceği, nasıl değerlendirileceği ve nasıl gelişim yolculuğuna alınacağı ayrıca planlanmalıdır.

  • Çocukla iletişim
  • Sınır koyma ve davranış yönetimi
  • Oyun gözlemi
  • Sosyal-duygusal gelişimi destekleme
  • Aileyle iletişim dili
  • Günlük akış yönetimi
  • Çatışma çözümü
  • Gelişimsel farklılıkları fark etme
  • Doğa ve oyun temelli öğrenme uygulamaları

6. Oyun temelli öğrenme kurum kültürüne yerleşmeli

Okul öncesi dönemde oyun, çocuğun dünyayı anlama biçimidir. Çocuk oyun oynarken yalnızca eğlenmez; ilişki kurar, problem çözer, deneme yapar, duygusunu düzenler, bedenini kullanır, dilini geliştirir ve sosyal sınırları öğrenir.

Bu nedenle oyun temelli öğrenme eğitimi, okul öncesi kurumların temel yapı taşlarından biri olmalıdır.

Ancak oyun temelli öğrenme çoğu zaman yanlış anlaşılır. Oyun, öğretmenin tamamen geri çekildiği ve çocukların kendi başına bırakıldığı bir boş zaman değildir. Aynı şekilde oyunu sürekli yönergeli etkinliğe dönüştürmek de oyun temelli öğrenme değildir.

Güçlü bir oyun kültüründe öğretmen şu soruları bilir:

Oyun temelli öğrenme okul kültürüne yerleştiğinde, kurumun dili de değişir. “Bugün ne yaptınız?” sorusu yerine “Bugün ne keşfettiniz?” sorusu önem kazanır. Etkinlik ürünü kadar süreç de değer görür. Çocukların yalnızca ortaya çıkardığı çalışmalar değil, düşünme biçimleri de takip edilir.

Doğanın Yolu için oyun, öğrenmenin doğal yolu ve çocuğun iç dünyasına açılan en güçlü kapılardan biridir.

  • Çocuğun oyunu bana ne anlatıyor?
  • Bu oyunda hangi gelişim ihtiyacı görünür hale geliyor?
  • Ne zaman oyuna dahil olmalıyım, ne zaman gözlemde kalmalıyım?
  • Oyun alanını nasıl zenginleştirebilirim?
  • Çocuklar arasındaki çatışmayı öğrenme fırsatına nasıl dönüştürebilirim?
  • Oyundan çıkan merakı yeni bir öğrenme deneyimine nasıl taşıyabilirim?

7. Veli iletişimi kayıt döneminden önce kurgulanmalı

Okul öncesi veli iletişimi, kurum açıldıktan sonra “ihtiyaç oldukça” yürütülecek bir alan değildir. En baştan planlanması gereken stratejik bir yapıdır.

Çünkü okul öncesi dönemde aileler çocuklarını ilk kez bir kuruma emanet ediyor olabilir. Bu da beraberinde güven, merak, kaygı ve yüksek beklenti getirir. Kurumun bu duyguları doğru karşılayacak bir iletişim dili olması gerekir.

Veliler yalnızca çocuğunun ne yediğini, uyuyup uyumadığını ya da etkinlik yapıp yapmadığını bilmek istemez. Çocuğunun kurumda gerçekten görülüp görülmediğini hissetmek ister.

Bu nedenle veli iletişimi şu alanlarda kurgulanmalıdır:

Velilerle güçlü iletişim kuran okulların ortak özelliği, yalnızca bilgilendirme yapmaları değil; güven inşa etmeleridir. Bu güven de tutarlı, sade, şeffaf ve pedagojik olarak doğru bir dille kurulur.

Doğanın Yolu yaklaşımında veli iletişimi, çocuğun gelişim yolculuğunu aileyle birlikte okuyabilme becerisi olarak ele alınır. Kurum, aileye yalnızca bilgi veren değil; çocuğu anlamada yol arkadaşlığı yapan bir yapı kurmalıdır.

  • Kayıt görüşmesi dili
  • Oryantasyon süreci
  • Günlük bilgilendirme akışı
  • Haftalık/aylık gelişim paylaşımı
  • Veli toplantıları
  • Gelişim gözlem raporları
  • Zorlayıcı durumlarda kriz iletişimi
  • Veli seminerleri
  • Okul-aile iş birliği yaklaşımı

8. Yönetici rolü sadece operasyon değil, eğitim liderliği olarak tanımlanmalı

Bir anaokulunda yönetici yalnızca kayıt alan, personel planlayan, evrak takip eden ya da günlük sorunları çözen kişi değildir. Yönetici, kurumun eğitim lideridir.

Anaokulu yönetici danışmanlığı bu nedenle çok değerlidir. Çünkü birçok kurumda yönetici rolü operasyonel yoğunluk içinde sıkışır. Günün büyük kısmı personel sorunları, veli talepleri, kayıt görüşmeleri, tedarik, yemek, servis, izinler ve resmi süreçlerle geçer. Bu yoğunluk içinde eğitim kalitesini izlemek ve öğretmen ekibini geliştirmek ikinci plana düşebilir.

Oysa güçlü bir okul öncesi kurumda yönetici şu alanları birlikte taşır:

Bir kurumun sürdürülebilirliği, yalnızca kurucu heyecanına bağlı olmamalıdır. Yönetim sistemi, görev tanımları, toplantı düzeni, öğretmen geri bildirim süreçleri ve eğitim takibi baştan planlanmalıdır.

  • Kurum vizyonunu korur.
  • Öğretmen ekibine pedagojik liderlik eder.
  • Veli iletişiminde ortak dili gözetir.
  • Günlük akışın çocuk ihtiyaçlarına uygun ilerlemesini takip eder.
  • Kurum kültürünü görünür kılar.
  • Ekip içi sorunları gelişim fırsatına dönüştürür.
  • Eğitim programının uygulanabilirliğini izler.
  • Yeni öğretmenlerin sisteme uyumunu destekler.

9. Marka dili ve kayıt süreci güven üzerine kurulmalı

Anaokulu açılışında çoğu kurum fiziksel hazırlığa yoğunlaşırken marka dili ve kayıt sürecini sona bırakır. Oysa ailelerin kurumla ilk teması genellikle web sitesi, sosyal medya, telefon görüşmesi ya da ilk ziyaretle başlar.

Bu ilk temaslarda kullanılan dil, kurumun nasıl algılanacağını belirler.

Bir okul öncesi kurumun marka dili şunları net anlatmalıdır:

Kayıt sürecinde yalnızca kontenjan ve fiyat konuşmak yeterli değildir. Aile, kurumun çocuğu nasıl gördüğünü hissetmelidir. Görüşme sırasında çocuğun ihtiyaçları, aile beklentisi, uyum süreci ve kurumun yaklaşımı doğru aktarılmalıdır.

Yeni nesil anaokulu kurmak isteyen yatırımcılar için yol haritası oluştururken marka dilinin de eğitim sistemi kadar önemli olduğunu vurgulamak gerekir. Çünkü iyi bir eğitim sistemi, doğru anlatılmadığında görünmez kalır.

  • Bu kurum hangi çocukluk anlayışını savunuyor?
  • Ailelere nasıl bir güven ortamı sunuyor?
  • Eğitim yaklaşımı nedir?
  • Öğretmen ekibi nasıl çalışıyor?
  • Çocukların gelişimi nasıl takip ediliyor?
  • Oyun, doğa, sanat ve sosyal-duygusal gelişim kurumda nasıl yer alıyor?
  • Veli ile nasıl iletişim kuruluyor?
  • Kurumun diğer anaokullarından farkı nedir?

10. Kurum açıldıktan sonrası için dönüşüm ve sürdürülebilirlik planı yapılmalı

Bir anaokulu açmak önemli bir başlangıçtır; ancak asıl süreç kurum açıldıktan sonra başlar. İlk kayıt dönemi, oryantasyon haftaları, öğretmen ekibinin sahadaki uyumu, veli beklentileri, günlük operasyon, program uygulamaları ve çocukların adaptasyonu kurumun gerçek gücünü ortaya çıkarır.

Bu nedenle açılış planı kadar açılış sonrası destek planı da yapılmalıdır.

Kurum dönüşümünde en sık yapılan hatalardan biri, her şeyin açılışa kadar düşünülmesi ama sonrasının akışa bırakılmasıdır. Oysa okul öncesi kurumlarda sistem, sahada test edilerek gelişir.

Açılış sonrası şu başlıklar düzenli olarak takip edilmelidir:

Anaokulu kurum dönüşümü yalnızca sorun yaşayan kurumlar için gerekli değildir. Yeni açılan kurumların da zaman içinde kendini değerlendirmesi, güçlendirmesi ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması gerekir.

Doğanın Yolu olarak biz, okul öncesi kurumları yaşayan bir sistem olarak görüyoruz. Bu sistemin içinde çocuk, öğretmen, yönetici, aile, mekân ve eğitim yaklaşımı birbirinden ayrı düşünülemez. Her biri diğerini etkiler.

  • Öğretmenlerin eğitim programını uygulama becerisi
  • Çocukların oryantasyon süreci
  • Veli geri bildirimleri
  • Sınıf içi gözlemler
  • Günlük akışın işleyişi
  • Yönetici-öğretmen iletişimi
  • Ekip toplantıları
  • Gelişim takip sistemi
  • Kriz ve ihtiyaç alanları
  • Kurum kültürünün görünür hale gelmesi

Okul öncesi kurum açmak isteyenler için bütünsel yol haritası

Okul öncesi kurum açarken başarılı olmak için şu 10 başlık birlikte planlanmalıdır:

Bu başlıkların her biri ayrı ayrı önemlidir; ancak asıl değer, hepsinin birbirini destekleyen bir sistem içinde çalışmasıyla ortaya çıkar.

Bir kurumun binası güzel olabilir ama öğretmen dili tutarsızsa güven zedelenir. Eğitim programı güçlü olabilir ama veli iletişimi doğru kurulmamışsa aileler kurumu anlayamaz. Ruhsat süreci tamamlanmış olabilir ama kurum kültürü net değilse ekip zamanla dağılır. Oyun temelli öğrenme savunulabilir ama öğretmenler bu yaklaşımı nasıl uygulayacağını bilmiyorsa sistem kağıt üzerinde kalır.

Bu yüzden okul öncesi eğitim danışmanlığı, yalnızca açılış kontrol listesi hazırlamak değildir. Kurumun ruhunu, sistemini, dilini ve sürdürülebilirliğini birlikte tasarlama sürecidir.

  • Eğitim felsefesi
  • MEB uyumu ve ruhsat süreci
  • Bina ve fiziksel alan planlaması
  • Eğitim programı
  • Öğretmen ekibi
  • Oyun temelli öğrenme kültürü
  • Doğa temelli eğitim yaklaşımı
  • Veli iletişimi
  • Yönetici liderliği
  • Açılış sonrası sürdürülebilirlik

Doğanın Yolu okul öncesi kurumlara nasıl destek olur?

Doğanın Yolu, okul öncesi kurum açmak isteyen yatırımcılar, mevcut okulunu dönüştürmek isteyen kurucular ve eğitim kalitesini güçlendirmek isteyen yöneticiler için bütünsel danışmanlık yaklaşımı sunar.

Çalışma alanlarımız şunları kapsar:

Bizim için bir okul öncesi kurum, yalnızca çocukların gün içinde vakit geçirdiği bir yer değildir. Çocuğun kendini güvende hissettiği, öğretmenin ortak bir eğitim diliyle rehberlik ettiği, ailenin sürece güvenle dahil olduğu ve kurumun kendi değerleriyle büyüdüğü bir yaşam alanıdır.

  • Anaokulu açılış danışmanlığı
  • MEB uyumlu eğitim sistemi planlama
  • Okul öncesi öğretmen eğitimi
  • Oyun temelli öğrenme eğitimi
  • Doğa temelli okul öncesi eğitim yaklaşımı
  • Anaokulu yönetici danışmanlığı
  • Okul öncesi veli iletişimi kurgusu
  • Anaokulu kurum dönüşümü
  • Eğitim programı ve uygulama rehberliği
  • Kurum kültürü oluşturma

Sonuç: İyi bir anaokulu açmak, doğru sorularla başlar

Okul öncesi kurum açmak isteyen herkesin heyecanı çok kıymetlidir. Ancak bu heyecanın sağlam bir sisteme dönüşmesi için doğru soruların en baştan sorulması gerekir.

Bu sorulara verilen cevaplar, kurumun yalnızca açılışını değil, geleceğini de belirler.

Doğanın Yolu olarak okul öncesi eğitim kurumlarının çocuk merkezli, MEB uyumlu, öğretmen açısından uygulanabilir, aileler için güven veren ve sürdürülebilir sistemler kurmasına rehberlik ediyoruz.

Kurum açılış süreciniz, mevcut okulunuzun dönüşümü veya eğitim sisteminizin güçlendirilmesi için bizimle ön görüşme planlayabilir; kurumunuzun ihtiyaçlarına özel bir yol haritası oluşturabilirsiniz.

  • Bu kurum nasıl bir çocukluk deneyimi sunacak?
  • Öğretmenler hangi ortak dille çalışacak?
  • Ailelerle nasıl güven ilişkisi kurulacak?
  • Oyun ve doğa öğrenmenin neresinde olacak?
  • MEB süreçleri nasıl yönetilecek?
  • Kurum açıldıktan sonra kalite nasıl sürdürülecek?